Görsel Çalışma Belleğinde Hatırlama



Araştırmalar; gözlenen imgelerin, görsel sistemimizdeki hareketi neticesinde sağ ve sol beyin arasında gidip geldiğini göstermektedir.


Günlük yaşantımızda hiçbir çaba sarf etmeden pek çok gözlem yapabiliriz. Her ne kadar istemsiz olarak görmüş olsak da bu imgeleri hatırlamayı bekleriz. Birçok zaman da hatırlayabildiğimiz bu imgeleri “görsel çalışma belleğimize” borçluyuzdur. Bu süreci bilinçli olarak yürütmeyiz ve bilinçsiz yapmış olduğumuz her şey gibi bize öylesine, basit bir iş gibi görünebilir. Oysa altındaki karmaşık yapıyı inceledikçe ne denli muazzam bir sistem olduğuna ancak hayranlık duyabiliriz. Bu doğrultuda MIT’nin yapmış olduğu bir çalışma göstermiştir ki biz farkında olmasak da bu işlemler beynimizi bir hayli meşgul etmektedir. Bu çalışmaya göre odağımız da bulunan bir cisim hareket ettiğinde veya biz kendimize yeni bir odak bulduğumuzda, beyin karşı yarım küredeki nöronlar yardımı ile eski odağın bir anımsamasını yaratır ve bu anı hafızalarımızda yerini almış olur.


Yapılan hayvan deneyleri sonucunda, yaygın olarak inanılan sağ taraftan alınan bilgilerin beynin solunda ,sol taraftaki reseptörlerin ise beynin sağında işlendiği bilgisinin eksik olduğu görülmüştür. Bu araştırmalar göstermektedir ki beyin bir bütün olarak çalışır ve beynin iki yarım küresi her seferinde birbirini doğrulamak ister. Basitçe açıklamamız gerekirse beyine gönderilen imge iki yarım kürede de şekillendirilir ve bu iki yarım küre birbirine “ Benim gördüğümü sen de görüyor musun?” “Evet görüyorum. Peki, sen hala bunu mu görüyorsun?” tarzı sorular sorar. Bu sayede beynin iki yarım küresi aynı anda imgeleri doğrular ve şekillendirir. Sonucunda ise imgenin beyinde bir anısı oluşmuş olur. İmge değiştiğinde ise aynı işlemler devam eder ve bu şekilde hayatlarımıza devam ederiz.


Konuyu daha iyi kavrayabilmek adına biraz da ilgili hayvan deneylerinin üstünde duralım. Deney, hayvanlara aynı imgenin farklı yönlerde rastlantısal olarak gösterilmesine dayanmaktadır. Bu imgelerin gösterimi esnasında imgeler sabit tutulmaktadır. Ardından başka bir imge gösterilerek eski imge ile karşılaştırması istenir. Örnek vermemiz gerekirse iki ayrı yerde farklı zamanlarda sabit bir muz resmi gösterilen hayvanlara aniden elma resmi gösterilir ve iki imgenin farklılığını hayvanların ayırt etmeleri beklenir. Ardından aynı deney hayvanların gözlerinin hareket ettirilmesi sağlanarak gerçekleştirilir. Bu deney ise aniden beliren imgelerin hareketli olması durumudur. İki deneyin sonuçları karşılaştırıldığında sabit cisimlerin hatırlanmasının çok daha kolay olduğu gözlemlenmiştir. Bu iki deney esnasında da beyin aktiviteleri incelenen hayvanların beyinlerinin farklı şekilde çalıştığı

gözlemlenmiştir. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz çapraz algı daha çok sabit cisimlerin gözlemi sırasında gerçekleşirken hareketli cisimleri anlamlandırabilmemiz daha karmaşık bir yapıdadır. Bu karmaşık yapıyı kısaca hikayeleştirecek olursak sol taraftan algılanan bir cisim sağ tarafta şekillenmeye başlar. Ancak bu cismin hareketi esnasında beynin sağ küresi sol küresine haber verir ve der ki “ Gidiyoooor sol küre yakala sana paslıyorum!!” Bunu duran sol küre “ Tamam ben de hemen ilgileniyorum.” dese de aradaki bu paslaşmalar sırasında bazı hatalar ve eksiklikler meydana gelir ve bu durum bizim cismi hatırlamamızda sorunlar oluşturur. Tıpkı bir bardağı elden ele verirken “Tuttun mu?” “Evet tuttum.” dememize rağmen bardağın tam kavranamayıp düşüp kırılmasına benzer.


Aynı deneyde elde edilen bir başka olgu ise eğer bir maymun bir muzu sağ tarafında gördüyse bu muz maymunun sol beyninde kodlanır. Aynı muz bu sefer maymunun solunda belirdiğinde beklenenin aksine görüntü beynin sağında oluşturulmasına rağmen burada tutulmaz. Bunun yerine daha önceden beynin solunda kodlanmış olan aynı cismin bulunduğu bölgeye transfer edilir. Yani aynı bilgi farklı şekillerde de kodlanabileceği öne sürülmüştür.


Orijinal habere buradan ulaşabilirsiniz